Yedi İklim, Yedi Deniz
Yazan Ahmet Özay
Tarihçiler dünya egemenliğini sembolize eden “Yedi iklim ve yedi denizin sahibi„ tahayülüne bir elin parmakları kadar az devleti ve hükümdarı layık görmüşlerdir.
Geçmişte Portekiz, İspanya ve Osmanlı imparatorlukları dönem dönem bu ünvanla anılmış. Herodot’a dayandırılan bu ifade tarzı, Akdeniz merkezli bir dünya algısının temeli oluşturur.
Osmanlı sultanlarından Fatih ve Kanuni çağlarında bu sözün ruhuna uygun bir hakimiyet sürdürmüşler. Sonra İtalya kökenli, Yunan bayraklı bir Averof gemisi Osmanlı donanmasını Marmara’ya hapis etmiş. Ardından Mussoli’nin bitmek tükenmek bilmeyen “Karadeniz’e çıkarım” tehditleri ile baskılandığımız 2. Dünya Savaşı yılları.
Türk ordusuna yeni hedefler ve yeni sorumluluklar ön görülen bir devrin başındayız. Potansiyel kurbanlarla, potansiyel katillerin hesaplaşmasının da eşiğinde bulunuyoruz.
Kapsamı öngörülemeyen hesaplaşma kaygısı Türkiye ve Türk Ordu’sunu Batı’da da Doğu’da yapılan hesapların değişmez merkezi değeri konumuna getiriyor.
Çok değil, daha bir yıl öncesine kadar Türkiye NATO forumlarında tedrice maruz bırakıldı. Norveç”teki NATO tatbikatında Atatürk resmi çizilmiş hedef tahtası kullanıldı. Türkiye’yi dışlamak amacı ile Doğu Avrupa ülkelerinde “Bükreş Dokuzlusu” adıyla paralel NATO bile icad edildi.
Devir değişti
Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı kara deniz ve hava unsurları geçtiğimiz gün İzmir Foça Deniz Üs Komutanlığı’ndan yeni ufuklara açıldı. Foça tarihte ilk kez, NATO Amfibi Deniz Gücü’ne komuta ediyor.
Bu kapsamda “TCG Anadolu” komutasındaki “Anadolu Görev Kuvvetine” mensup Türk gemileri Foça’dan Donanma Komutanı Oramiral Kadir Yıldız tarafından Atlantik Okyanusu’na uğurlanıyor.
23 Nisan’a kadar üç ay süre ile seferde olacak ‘‘Anadolu Türk Deniz Görev Kuvvetine’’ Tümamiral Mevlüt Savaş Bilican komuta ediyor.
Yüzen Bir Ordu
Türk subayları 30 Haziran 2026 tarihine kadar NATO Müttefik Reaksiyon Kuvveti, NATO Amfibi Görev Kuvveti Komutanlığı ve Çıkarma Kuvveti Komutanlığı gibi üç önemli görevin, eş zamanlı olarak komutasında bulunacaklar.
Tekirdağ’da konuşlu 66. Mekanize Tugay unsurlarına mensup birliklerini de bünyesinde bulunduran gemilerimiz sadece Adriyatik’ten Atlantik Okyanusu’na, Baltık Denizinden Akdeniz’e bir dizi intikal ve tatbikata katılmayacak. Eş zamanlı olarak İspanya, Portekiz, İngiltere, Fransa, Hollanda, ve Almanya’da Türk ürünü savaş teçhizatını da sergileyecek.
‘‘STEADFAST DART 2026’’ adıyla gerçekleşecek tatbikatlardan dizisine Almanya, İtalya, Fransa, Birleşik Krallık, İspanya’nın da aralarında bulunduğu 11 ülke yaklaşık 10 bin asker, bin 500 arası kara aracı, 200’e yakın zırhlı araç, 30 arası savaş uçağı, 15 helikopter ve 15 adet savaş gemisi katılmakta.
Tatbikatların omurgasını Türkiye’nin uluslararası tecrübeye sahip seçkin 66. Tugaya ait mekanize piyade unsurları ve zırhlı araçları oluşturuyor. Zira Türkiye NATO tatbikatlarına deniz, hava ve kara kuvvetlerine mensup bin 500’ün üzerinde tugay seviyesinde bir güç ile katılıyor. 66. Mekanize Tugay 2017 yılında Bulgaristan ve Romanya üzerinden Polonya’ya intikal etmiş ve bu ülkede görev yapmış uluslararası tecrübeye sahip bir askeri birlik.
Heycanla Bekleniyor
Bu amaçla Türkiye’den TCG Anadolu amfibi uçak gemisi ile TCG Derya, TCG İstanbul ve TCG Kınalıada savaş gemilerinde 22 adet zırhlı, 123 adet çeşitli askeri araç, Amfibi Deniz Piyade Taburu, 9 genel maksat ve taarruz helikopteri, 3 Bayraktar TB-3 SİHA ila toplam bin 500 personel bulunuyor.
Türkiye ile Almanya silahlı kuvvetleri tatbikatın ana unsurları. Almanya 4 bin asker, 800 kara aracı, 60 zırhlı, 25 helikopter, 10 nakliye uçağı, 3 destek gemisi ile tatbikata ev sahipliği yapmakta.
Yaklaşık 900 denizcimizin bulunduğu Türk gemileri önümüzdeki günlerde Emden ve Hamburg limanlarına yanaşacak. Türk askeri birliklerini sadece limanlarda değil, Almanya’nın Hohne, Münster, Wunstorf ve Leipzig gibi bir çok şehirlerinde göreceğiz.
Tüm bu unsurlar birlikte değerlendirildiğinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu büyüklükte bir askeri güçle üç aya yakın süre Avrupa’da bulunacak olması Avrupa Türkleri arasında büyük bir heyecan yaratmış durumda. Türk askerlerinin Avrupa medyasında yer alması ve Almanya’daki Türklerle görüntü vermesiyle birlikte ülkede bir çok tartışma da yaşanacak. Şimdiden söyleyelim ; Alman Ordusunun savunma kapasitesinden, ‘‘Türk askerinin Almanya’da ne işi vara?’’ kadar bir çok tartışma bizi bekliyor.
Baltık Devriyesi
Türk Silahlı Kuvvetlerinin Baltık misyonu sadece tatbikatlarla sınırlı değil. Türk Hava Kuvvetleri devriye uçakları da, NATO’nun Baltık Hava Devriyesi (Baltic Air Policing) kapsamında Estonya’daki Amari Hava Üssü’nde görev yapıyor. Türkiye daha önce 2006’da Litvanya’da, 2021’de ise Polonya merkezli devriye görevlerinde görev almıştı.
NATO ve Almanya Baltık bölgesinin savunmasına özel bir önem vermekte. Zira bu bölgede Rus gemileri Alman şehirlerini taciz edecek sürekli kışkırtma faaliyetlerinde bulunuyor. Almanya olası bir sosyal karışıklığa karşı Hamburg ve çevresinde “gayri nizami harp” tatbikatları yapmıştı.
Polis Askeri Vurdu
Tatbikat deyip geçmeyelim. Geçtiğimiz günlerde askeri ve sivil görev tanımlamasının muğlak olduğu Almanya’da tuhaf bir olay yaşandı. Münih civarında bir askeri birlik gece alarmı uyguladı ve askerlerini araziye çıkarttı. Vatandaşlar ormanda gece uzun namlulu silahlı insanlar gördüklerini bildirerek ‘‘110’’ acil polis ihbar hattını aradı. Olay yerine gelen polis ekipleri ormandaki silahlı insanlara silahlarını bırakma çağrısı yaptı. Cevap gelmeyince ateş açtı. Bir Alman askeri ağır yaralandı. Buna benzer bir yetki kargaşası da Almanya semalarında her gün görünene ‘’İHA’’ hadiselerinde yaşanıyor. Sivil yönetim gölgelenmesin diye polislere IHA vurma görevi verilmesi düşünülüyor.
Türk askeri Almanya–ABD askerî ilişkilerinde dikkat çeken bir gerilimin de yaşadığı bir dönemde muğlak askeri tartışmaların yapıldığı bir ülkeye geliyor. Zira yeni yılın ilk günlerinde Alman Kara Kuvvetlerinde görevli General Christian Freuding’in açıklamaları damgasını vuruyor.
Alo Washington
General Freuding Berlin ile Pentagon arasındaki 70 yıldır mevcut doğrudan askerî temasın fiilen koptuğunu belirtiyor. Berlin’in artık Pentagon’la doğrudan temas yerine çoğu bilgiyi Washington’daki Alman Büyükelçiliği üzerinden dolaylı yollardan edinmek zorunda kaldığı belirtilirken, NATO içinde eşgüdüm ve güven başlıklarında soru işaretlerine yol açıyor.
Benzeri bir güven krizi malum Avrupa ile Amerika arasında Görönland krizinde yaşanıyor. Belki bu algı ve güven krizine Suriye’yi de eklemek mümkün.
Türkiye ile NATO ve Almanya arasındaki ilişkilerin değiştiğine dair ilk emareler 2025 Şubat ayında gerçekleşen Münih Güvenlik Konferansında görülmüştü. Almanya Amerika tarafından yüz üstü bırakıldığını Münih Güvenlik Konferansı moderatörü yaşlı gözlerle canlı yayında ifade etmişti. Şimdi yine bir Münih Güvenlik Konferansı arifesindeyiz. Davos’ta dünyanın ekonomik dizaynını yapan dünya liderleri bu kez geleceğin savunma mimarisini konuşmak amacıyla Münih’e gelecekler. Amerika şimdiden Münih’e mütevazi bir katılım sağlayacağını ilan etti.
NATO'nun ve Avrupa'nın sadece Türk birliklerine ihtiyacı yok. Türkiye’nin tecrübe ve ön görüleri Avrupa’nın geleceği için büyük bir önem taşıyor. Türkiye bir yandan Dar’ül Mendep Boğazı’nda Suudi Arabistan ve Pakistan ile devriye görevi sürdürürken, Suriye'nin birliği için insiyatif oluştururken, diğer yandan Baltık savunmasına katkı sağlıyor. Geç de olsa Türkiye’nin alan gerçekliği kabul ediliyor. Suriye’de sahada olan Türkiye Almanya’nın Emden Donanma Üssün’de de bayrak gösteriyor.
Yorumlar yükleniyor...
İlgili Makaleler
ABD'den Avrupa'ya 'Atlantik Duvarı'
Bugüne kadar batıya ve güneye doğru genişlemeyi adet edinmiş Amerika, Grönland'ı isteyerek tarihinde ilk kez Avrupa'ya doğru genişlemeyi gündemine aldı. Amerikan Başkanı Trump, Avrupa’dan toprak isterken, Avrupa Rusya’dan sonra bu kez de Amerikan tehdidiyle karşı karşıya kaldı. Washington, Avrupa’daki askerî varlığını kademeli olarak azaltırken, Venezuela–Küba–Grönland hattına odaklanan ve Kuzey Yarım Küre merkezli yeni bir güvenlik mimarisi kurmayı hedefliyor. Başka bir ifadeyle ABD, bir “Berlin Duvarı” yerine kendisini korumayı amaçlayan bir “Atlantik Duvarı” inşa etmeye yöneliyor.
WeiterlesenReel politik ve jeopolitik Türkiye karşıtlığını bitirdi
Almanya Başbakanı Merz, hafta içi Türkiye'yi ziyaret etti. Reel politik ya da jeopolitik gerçekçilik, Avrupa başkentlerindeki dogmatik Türkiye karşıtlığı sürecini sonlandırdı.
WeiterlesenMerz'in 'prestij' ziyareti
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, bugün Türkiye'ye geliyor. Öne çıkan başlıklar savunma, ticaret, göç ve dış politika olacak. Almanya iç siyasetinde baskı altında olan Merz için bu ziyaret hem prestij hem Avrupa'daki konumunu güçlendirme açısından kritik önem taşıyor.
WeiterlesenAfD'ye karşı ittifak kazandı
Almanya'nın Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde yapılan yerel seçimlerin ikinci turu merkez sağ ve sosyal demokratların başarısı ile sonuçlandı. Aşırı sağcı AfD hiçbir belediye başkanlığı kazanamadı.
Weiterlesen